Yazı Detayı
29 Nisan 2021 - Perşembe 15:46 Bu yazı 1055 kez okundu
 
Galatasaray’a 500 milyon dolar gelse, seneye 100 milyon dolar eksiye iner
Vahap Munyar
vmunyar@hurriyet.com.tr
 
 

TEKFEN Holding ve Sodexo’daki yöneticilik döneminden tanıdığım Eşref Hamamcıoğlu, Galatasaray Kulübü başkanlığına adaylığı vesilesiyle görüntülü platformda buluştuğumuzda ilk cümlelerinden biri şu oldu:

 

- Galatasaray’a bugün 500 milyon dolar dahi verilse, mevcut yapı ile bir yıl sonra 100 milyon dolar eksiye dönülür. Galatasaray’da mali ve idari reform olmadıkça zarar etmekten, eksiye düşmekten kurtulmak mümkün değil.

 

Hamamcıoğlu, sohbete bu sözlerle girince Galatasaray’ın önceki başkanlarından Ünal Aysal’la bir sohbetimizi anımsadım. Aysal, mali yapıyla ilgili sıkıntılar üzerine timsah dolu havuz hikayesini anlatmıştı:

a

- Adamın biri timsah dolu havuza atlamış. Hızla yüzmeye başlamış. Etraftan alkış, “Helal olsun, timsah dolu havuzda korkmadan yüzüyor” tezahüratları yükselmiş. Adam havuzun öteki tarafından çıkınca dönüp çevresine sormuş: Beni havuza kim itti?

 

Eşref Hamamcıoğlu, kendi ekibinden Sait Mısırlıoğlu, DÜNYA’dan Hakan Güldağ ve Tuğrul Akşar’ın da katıldığı buluşmada havuz hikayesine şöyle yanıt verdi:

 

- Bütün futbol kulüpleri timsah dolu havuza benzetilebilir. Ben havuzun uzağında değildim ki? Yıllardır havuzun kenarındayım. Galatasaray Kulübü yönetiminde de görev aldım. Başkan adaylığı için istifa edene kadar da Divan Kurulu Başkanı idim.

 

Patron kökenli değil, profesyonel yöneticilikten başkanlığa adaylığını oturttuğu çerçeveyi anlatmak için geçmiş yönetimleri yorumladı:

 

- Bugüne kadarki başkanlarımızın hepsi patrondu. Çoğu kurumsal yönetimi, ekip çalışmasını oturtamadı.

 

Kendi yönetim anlayışına döndü:

- Ben genellikle kendimden daha akıllı insanlarla çalıştım.

 

Galatasaray dahil spor kulüplerini yönetmenin holding yönetmekten zor olduğunu vurguladı:

 

- Spor kulübü yönetimlerinin ayarını, dengesini bozan 3 etken var. Yazılı-görsel basın, taraftar, sosyal medya.

Ardından ekledi:

 

- Kulüpler neredeyse sosyal medya baskısıyla karar alır duruma geldi. Bundan kurtulmak gerekiyor.

 

Spor kulüplerinin 3 ana gelir kalemini anımsattı:

 

- Maç hasılatı, yayın geliri, ticari faaliyetler…

 

Pandemiyle birlikte ilk iki önemli kalemin devre dışı kalma noktasına geldiğini kaydetti:

 

- Örneğin Avrupa kulüplerinde ticari faaliyet gelirlerinde yükseliş var. Bizim de kulüp gelirlerini sportif başarıya bağlı olmaktan çıkarmamız lazım.

 

Bu noktada taraftar sayısına dikkat çekti:

 

- 30 milyon Galatasaray taraftarı olduğunu tahmin ediyoruz.

 

Tuğrul Akşar itiraz etti:

- 4 büyük kulüp taraftar sayılarını 30’ar milyon olarak dile getiriyor. Bu durumda ülke nüfusunu geçiyor.

 

Hamamcıoğlu, itirazı kabul etti:

- Hadi 20 milyon olsun. Biz taraftarlarımızın katma değer yaratılabilecek datasına sahip değiliz. Örneğin sponsor karşısına verilerle oturulsa, daha yüksek gelir sağlamak söz konusu olabilir.

 

Mağazalar üzerinde durdu:

- Mağazalarda taraftara atkı, tişört satmakla hedeflenen gelire ulaşmak mümkün değil. Daha katma değerli ürünlere yönelmek, butik işler yapmak lazım.

 

Spor kulüplerinde sportif başarıya bağlı olmadan gelir kalemlerini artırmak mümkün müdür?
Taraftar sportif başarısı olmayan takımın ticari faaliyetlerine, ürünlerine ne kadar ilgi gösterir?

TEKFEN Holding ve Sodexo’daki yöneticilik döneminden tanıdığım Eşref Hamamcıoğlu, Galatasaray Kulübü başkanlığına adaylığı vesilesiyle görüntülü platformda buluştuğumuzda ilk cümlelerinden biri şu oldu:

 

- Galatasaray’a bugün 500 milyon dolar dahi verilse, mevcut yapı ile bir yıl sonra 100 milyon dolar eksiye dönülür. Galatasaray’da mali ve idari reform olmadıkça zarar etmekten, eksiye düşmekten kurtulmak mümkün değil.

 

Hamamcıoğlu, sohbete bu sözlerle girince Galatasaray’ın önceki başkanlarından Ünal Aysal’la bir sohbetimizi anımsadım. Aysal, mali yapıyla ilgili sıkıntılar üzerine timsah dolu havuz hikayesini anlatmıştı:

 

- Adamın biri timsah dolu havuza atlamış. Hızla yüzmeye başlamış. Etraftan alkış, “Helal olsun, timsah dolu havuzda korkmadan yüzüyor” tezahüratları yükselmiş. Adam havuzun öteki tarafından çıkınca dönüp çevresine sormuş: Beni havuza kim itti?

 

Eşref Hamamcıoğlu, kendi ekibinden Sait Mısırlıoğlu, DÜNYA’dan Hakan Güldağ ve Tuğrul Akşar’ın da katıldığı buluşmada havuz hikayesine şöyle yanıt verdi:

 

- Bütün futbol kulüpleri timsah dolu havuza benzetilebilir. Ben havuzun uzağında değildim ki? Yıllardır havuzun kenarındayım. Galatasaray Kulübü yönetiminde de görev aldım. Başkan adaylığı için istifa edene kadar da Divan Kurulu Başkanı idim.

 

Patron kökenli değil, profesyonel yöneticilikten başkanlığa adaylığını oturttuğu çerçeveyi anlatmak için geçmiş yönetimleri yorumladı:

 

- Bugüne kadarki başkanlarımızın hepsi patrondu. Çoğu kurumsal yönetimi, ekip çalışmasını oturtamadı.

 

Kendi yönetim anlayışına döndü:

- Ben genellikle kendimden daha akıllı insanlarla çalıştım.

 

Galatasaray dahil spor kulüplerini yönetmenin holding yönetmekten zor olduğunu vurguladı:

 

- Spor kulübü yönetimlerinin ayarını, dengesini bozan 3 etken var. Yazılı-görsel basın, taraftar, sosyal medya.

Ardından ekledi:

 

- Kulüpler neredeyse sosyal medya baskısıyla karar alır duruma geldi. Bundan kurtulmak gerekiyor.

 

Spor kulüplerinin 3 ana gelir kalemini anımsattı:

 

- Maç hasılatı, yayın geliri, ticari faaliyetler…

 

Pandemiyle birlikte ilk iki önemli kalemin devre dışı kalma noktasına geldiğini kaydetti:

 

- Örneğin Avrupa kulüplerinde ticari faaliyet gelirlerinde yükseliş var. Bizim de kulüp gelirlerini sportif başarıya bağlı olmaktan çıkarmamız lazım.

 

Bu noktada taraftar sayısına dikkat çekti:

 

- 30 milyon Galatasaray taraftarı olduğunu tahmin ediyoruz.

 

Tuğrul Akşar itiraz etti:

- 4 büyük kulüp taraftar sayılarını 30’ar milyon olarak dile getiriyor. Bu durumda ülke nüfusunu geçiyor.

 

Hamamcıoğlu, itirazı kabul etti:

- Hadi 20 milyon olsun. Biz taraftarlarımızın katma değer yaratılabilecek datasına sahip değiliz. Örneğin sponsor karşısına verilerle oturulsa, daha yüksek gelir sağlamak söz konusu olabilir.

 

Mağazalar üzerinde durdu:

- Mağazalarda taraftara atkı, tişört satmakla hedeflenen gelire ulaşmak mümkün değil. Daha katma değerli ürünlere yönelmek, butik işler yapmak lazım.

 

Spor kulüplerinde sportif başarıya bağlı olmadan gelir kalemlerini artırmak mümkün müdür?
Taraftar sportif başarısı olmayan takımın ticari faaliyetlerine, ürünlerine ne kadar ilgi gösterir?

 

Pahalı transfer yerine yerli yıldız çıkarmaya bakalım
GALATASARAY Kulübü Başkan Adayı Eşref Hamamcıoğlu, kulüplerde futbol şubesinin en büyük gider kalemini oluşturduğunu belirtti:

 

- Pahalı transfer stratejisinin yanlış olduğu ortaya çıktı. Bizim yerli kaynağımıza dönüp kendi yıldızlarımızı yetiştirmemiz lazım.

 

Ardından ekledi:

- Türkiye’ye “son durak” olarak, üstelik yüksek fiyatlarla gelen futbolcularla bu iş yürümüyor. Kendi yıldızını çıkaracaksın. Ucuza alıp, pahalı satacaksın.

 

Tuğrul Akşar sordu:

- Kendi yıldızını yetiştirmek zaman alır. Taraftar birkaç yıl sportif başarının olmadığı dönemi kabul eder mi?

 

Hamamcıoğlu yanıtladı:

- Bunu taraftara anlatmamız lazım. Galatasaray’da yeniden Derwall dönemi benzeri bir yol haritası çizmeliyiz.

 

Borç sıfırlanmaz ‘yönetilebilir’ olur acı reçete gerekir
GALATASARAY Başkan Adayı Eşref Hamamcıoğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ile 4 büyük kulübün imzaladığı revize borç yapılandırması konusu açılınca şu mesajı verdi:

 

- Hiçbir kulübün borçları sıfırlanmaz. Borçların sıfırlanmasını beklemek hayal olur. Yapılabilecek şey borçları yönetilebilir hale getirmektir.

 

Kulübün bütçesini de yönetilebilir hale getirmek için yüzde 35-40 küçültmek gerektiğini belirtti:

 

- Özellikle giderleri yüzde 35-40 aşağı çekmek gerekiyor. Farkındayım, bir acı reçete söz konusu olacak. Durumu taraftarlara, üyelerimize anlatarak bu adımların atılmasından başka çare yok.

 

Şu noktanın altını çizdi:

- Ortada disiplinsiz bir harcama politikası var. Aslında bu durum sadece Galatasaray değil, birçok kulüp için geçerli.

 

Kemerburgaz yapılacak Florya boşaltılacak
EŞREF Hamamcıoğlu, Galatasaray’ın olası gelir yaratabilecek varlıklarını şöyle sıraladı:

 

• Riva’da Emlak Konut’la yapılan hasılat paylaşımına dayalı proje var. 2022 sonu veya 2023’ün ilk çeyreğinde oradan 250 milyon liralık bir gelire kavuşulabilir.

 

• Emlak Konut’la yapılan anlaşma paketinin içinde Florya projesi de var. O proje gerçekleşirse, oradan da 450 milyon liralık bir kaynak oluşabilir.

 

• Kemerburgaz’daki arazide tesisleri parça parça yapıp, Florya’yı boşaltmak gerekiyor. Kemerburgaz’daki tesislerin yapımı için sponsor bulmaktan başka çare görünmüyor.

 

• Mecidiyeköy’de otel olarak yapılan bir binamız var. Maalesef pandemiden dolayı otel olarak kalma şansı yok. O binayı da satmak, seçenekler arasında ilk sırada olmalı.

 

• Kemerburgaz projesinde bir “sporcu hastanesi” planlanabilir. Böyle bir hastane, gelir getirici yatırım olabilir.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/galatasaraya-500-milyon-dolar-gelse-seneye-100-milyon-dolar-eksiye-iner/619483

 
 
 
Etiketler: Galatasaray’a, 500, milyon, dolar, gelse,, seneye, 100, milyon, dolar, eksiye, iner,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Anketler
Bugün Seçim Olsa Hangi Partiye Oy Verirsiniz ?
Arşiv
Modül 1


 

Haber Yazılımı