Yazı Detayı
09 Ekim 2019 - Çarşamba 12:29 Bu yazı 153 kez okundu
 
Barış Pınarı , Yalan Rüzgarı Olmamalı
Bülent Kuşoğlu
 
 

Yazacak çok şey var ama sanırım bu pazartesi veya en geç bu hafta içinde Fırat’ın doğusuna bir harekat başlatacağımız için, içinde bulunduğumuz haftanın konusu Barış Pınarı Harekatı olacaktır. Diyeceksiniz ki nereden çıkarıyorsun? Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca söyledikten sonra (Galiba 7 kez) 1 Ekim’de TBMM açış konuşmasında da net mesaj verdi; “Türkiye’nin artık kaybedecek tek bir günü dahi yoktur. Kendi yolumuzda devam etmekten başka çare kalmadı”? 

 

Yetmedi partisinin Kızılcahamam Kampında tüm milletvekillerine kameralar önünde “Fırat’ın doğusuyla ilgili muhataplarımıza her türlü ikazı yaptık, yeteri kadar da sabırla davrandık. Kara devriyesiymiş, hava devriyesiymiş, bütün bunların hikâye olduğunu görüyoruz.  … 

 

Ülkemizi terör örgütünden uzak tutmak için sürekli yüzümüze gülen, sürekli diplomatik söz oyunlarıyla kendilerince oyalayanlara diyoruz ki, artık söz bitti. Irak tarafından 30 bin civarında TIR'ı Suriye’ye sokacaksınız, silah araç gereç yüklü. Bunları terör örgütlerine teslim edeceksiniz, ondan sonra da ‘Biz sizinle stratejik ortağız’ diyeceksiniz, kusura bakmayın bunu yutmayız. Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik.” 

 

Bunları bir cumhurbaşkanı söyledikten sonra ciddiye almamak mümkün mü? 

Zaten geçen Pazar günü çıkan tüm yandaş gazetelerin başlıklarına bakın, harekata nereden bulmuşlarsa bir isim de bulmuşlar “Barış Pınarı” ve girdik giriyoruz demişler. Zaten twiter’da da “barispinariharekati” tagı açılmış ve tt olmuştu. Ben Pazar sabahı yüzde 80 gireceğimizi düşündüm ama nedense olmadı, sanırım pazartesi şafağı gireceğiz. Ya da en geç hafta içi. 

 

Gerçi bu kadar önemli bir konuya Erdoğan’ın Pazar günü yaptığı konuşmada değinmemesi biraz garip kaçtı. Hatta şöyle bir cümle kullanması çok ilginçti, “… Trump bizim dediğimiz noktaya geldi ve ardından da? Fırat'ın doğusundan çekilmeyi gündeme getirdi ama gündeme getirmeye rağmen Sayın Trump'ın yanındakiler bu talimata hala uymuş değiller.” 

 

Bu “Trump’ın yanındakiler” nedeniyle harekat mı yapamıyoruz gibi bir soru aklıma gelmedi değil ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı kaçıncı kez söyledi, her halde yaparız. Bu kadar iddialı konuştuğuna göre her türlü ihtimali hesaba katmıştır. Devlet aklı çalışmıştır. ABD ve Rusya ile görüşmüştür. Yoksa Cumhurbaşkanı’mız istifa etmek zorunda kalabilir, maazallah…  

 

Cumhurbaşkanı Fırat’ın doğusuna neden harekat yapmak zorunda olduğumuzu ve hedeflerini de bir çok kez anlattı. Bu defa El- Bab ve Afrin harekatlarında olduğu gibi çok küçük hedeflerimiz olmayacak. Türkiye güneyinde terörist bir devlet oluşumuna izin vermeyecek. Hedeflerimiz, Suriye’nin kuzeyi boyunca 480 km boyu ve 30 km eni olan bir güvenlikli hattı ele geçirip YPG/PYD’yi yok etmek… 

***  

Bunları yazıyorum ama rahatsız olarak. Amacım Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ile dalga geçmek değil. Amacım bir ciddiyetsizliği göstermek. Bir ülkenin cumhurbaşkanı bir başka ülkeye harekat düzenlemekten, yani savaşmaktan bahsediyorsa, hele 7-8 kez bunu çeşitli aralıklarla tekrarlamışsa bu son derece ciddi bir konudur. Bizim Cumhurbaşkanımız 7-8 kez Suriye’ye harekat düzenlemekten bahsetti. Suriye Devlet Başkanı Esat dahil kimse cevap dahi vermedi. Dikkate almadı. Hafta sonu ise adı dahi konmuş, zamanı bile belli bir harekattan bahsetti. Tüm devlet kurumları teyakkuza geçirildi. Buna rağmen harekat olmaz veya Afrin veya El- Bab’ta olduğu gibi Suriye haritasında nokta sayılabilecek yerler için yapılırsa Erdoğan’ın istifa etmesi gereklidir. Aslında yaptığı konuşmalara bakarsak şimdiye kadar istifa etmesi gerekirdi ama son bir şans daha verelim. Türkiye ciddiye alınmayacak bir ülke değildir. Cumhurbaşkanlığı koltuğu ise devlet adamının oturmasını gerektirir. “Bu fani bu koltukta oturduğu sürece o Papaz dışarı çıkamaz” dedikten sonra uçak gönderip aldırmaları meselesinin çok çok üzerinde bir meseledir bu… 

 

Hele hele iç politika için hiç malzeme yapılamaz. Bir-iki haftalığına girer çıkarız. Medyada da büyük savaş/zafer kazandık diye gösteririz denecek tarafı yoktur. Veya “Tam harekat  yapacaktık ki Prezidan Trump aradı çok haklısınız ama bir az bekleyin, bi  görüşelim dedi o nedenle acıdık erteledik” Ve yahut da “Amerika karşıymış, bizi son anda uyardı” denecek tarafı da hiç yoktur. 

 

Bu saatten sonra ya PYD/YPG bitirilecek, 480’e 30 km’lik güvenli bölge oluşturulacak ya da Erdoğan istifa edecek. 

Devlet itibarı bunu gerektirir.  

Haksız mıyım ey cemaat-ı müslimin?  

Bülent KUŞOĞLU

 

 

 
 
 
Etiketler: Barış, Pınarı, ,, Yalan, Rüzgarı, Olmamalı,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Arşiv
Modül 1


 

Haber Yazılımı