SOSYETE HAYVANCILIK ve GÜNÜMÜZ TARIMI
Tarım ve Hayvancılığı düzlüğe çıkarmak için yurtdışından “ithal uzman” getirelim.
-Kızmayın hemen;
Nereden çıktı bu (!) diyebilirsiniz…
Tabi ki ülke tarımında –son dönemde—iyi gelişmeler de oluyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın gündeme aldığı önemli bir konu miras yolu ile tarım arazilerinin bölünmesi.Bu arazilerin parçalanması önümüzdeki yıllarda ülke tarımına dolayısıyla “ekonomiye” büyük balta vuracağı muhtemel bir durum.Sürekli mirasçı diye tabir edilen alt kuşaklar tarafından bölünerek küçültülen bu arazilerin ,sağlıklı üretim ölçeğini düşüreceği kulak ardı edilmemesi gerekir.
Bakan Eker’in “Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde tarım arazileri miras yoluyla bölünmüyor.Eğer toplulaştırma yapılmazsa ,Türkiye’deki tarım topraklarında 50 yıl sonra ,üretim yapılamaz hale gelinir.” sözleri işte bu gerçe
kleşmesi muhtemel durumu özetler nitelikteydi.
Peki bu verimli araziler neden bölünür..(?)(!)
Türkiye’deki miras yasası…
Kanun düzenlemesiyle birlikte - bu vahim gidişatın- önüne geçilebilir ama ,yıllardan alışılagelen “mirasçı” geleneğini insanlar üzerinden kaldırmak biraz zor olacağa benziyor.Nede olsa bir tabu yıkılacak…
Biz bu –işi- biz nasıl çözeriz bilinmez ama,bence bu –işin- en kolay yolu “Gelişmiş ,bu sistematik düzeni oturtmuş ülkelerden “uzman” ithal edelim..(!)olsun bitsin.
SOSYETE HAYVANCILIK İSTİHDAM DA -BİR- CAN SİMİDİ…
Et sektörüne yapılacak olan yatırımlar,neticesiyle istihdam da yaratmakta.Söz konusu Sektörün ,meslekler arası mutualist ortaklık sonucu ,birçok meslek mensubu için sürdürülebilir istihdam alanları oluşturması olasıdır.
2001 kriziyle sanayide meydana gelen istihdam daralması tarım ve hayvancılığın popülaritesini daha da artırmıştı.Ekonomiye, bir –can simidi- olarak yetişen sektörün , kriz ürünü işsizliği kamufle etmede etkili olmuştu.
Daha önceleri yetiştiriciliği , sektörde yıllanmış üreticilerin yapması ,bugün ise gerek yıldızı gerekse arzı artan bir sektör olması ile finansal potansiyeli yüksek kişilerin dikkatini bu yöne çekmiş buna artı olarak devletin hayvancılığı geliştirme adına uyguladığı hibe,kredi destek programları ile yönelmelerin artmasını sağlamıştır.
Aslında şeffaf kadrajın ön yüzünden bakıldığında ,kısa süreli bir dönemde,kar marjının tatmin eder
bir seviyede olduğu düşünülse de ,mevcut durumda ulusal bir hayvancılık politikasının olmaması,bilinçsiz yapılan yetiştiricilik verim kayıplarını meydana getirmekte ve girişimci-işletmeci açısından ne yazık ki hayal kırıklığına sebep olmakta.
İştahlı yatırımcının(Hayvancılık işletmelerinin) mantar gibi kontrolsüz çoğaldığı bu durum dolaylı olarak sektörde ister istemez bir gelecek kaygısı taşımakta.Tarım ve hayvancılıkta teşviklerin yanı sıra kontrollü- güçlendirici politikalarında ivedilikle uygulamaya geçilmesi tartışmasız bir gerçek.
Devamı gelecektir.Sağlıcakla.
Görüntülerde yeni kurulan yaklaşık 30 trilyon sermayeli bir süt sığırcılığı işletmesi. Çalışmalarına başladığımız dergimizde ve yapmamız muhtemel Tv programlarımızda da analizlerimize yer vereceğiz.
YAZARIN YAZILARININ YAYINLANDIĞI DİĞER GAZETE ve DERGİLER.


erkan@medyavet.com
facebook.com/mehmet.erkan.dogan